ÖZET
Sonuç:
Uzun süreli yoğun bakım yatışlarına birden fazla faktör neden olmaktadır. Yoğun bakım yataklarından en iyi şekilde yararlanmak ve mortalite artışına ve olumsuz finansal sonuçlara neden olan uzun süreli yoğun bakım yatışlarını önlemek için palyatif bakım üniteleri ve evde bakım tesislerinin sık kullanılması gerekmektedir.
Bulgular:
Yüz yetmiş sekiz hastanın yaş ve cinsiyet dağılımları iki grup arasında istatistiksel olarak farklı değildi (sırasıyla; p=0,355 ve p=0,758). YBÜ’de ≥30 gün kalan grupta trakeostomi oranı <30 gün YBÜ’de kalan gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Bu çalışmada 30 gün ve üzeri YBÜ’de kalan hastalarda 30 günden az kalanlara göre daha sık perkütan endoskopik gastrostomi işlemi uygulandı (p=0,000).
Gereç ve Yöntem:
Yüz yetmiş sekiz hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. YBÜ’de 7-30 gün yatış süresi olanlar “YBÜ yatış günü <30 gün - Grup 1”, 30 gün ve üzeri yatış süresi olanlar ise “YBÜ yatış günü ≥30 gün - Grup 2” olarak tanımlandı. Bu çalışmada YBÜ’de yatış süresinin uzamasına neden olan faktörler araştırıldı. Hastane veri sisteminden elde edilen veriler karşılaştırıldı.
Amaç:
Yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) uzamış yatış birçok faktörle ilişkilidir ve çeşitli sorunlara neden olur. Bu çalışma, 30 günden fazla YBÜ’de tedavi gören hastaların klinik özelliklerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
GİRİŞ
Kritik hastaların bakımı uzman personel, hemşirelik bakımı ve ekipmanın yanı sıra önemli miktarda kaynak, zaman ve maliyet gerektirmektedir1,2.
Bazı kritik hastalar yoğun bakım ünitelerinden (YBÜ) erken taburcu edilse de, bazı hastalar için kas güçsüzlüğü, bası yarası, enfeksiyonlar, pulmoner emboli ve deliryum gibi komplikasyonlara neden olan uzun süreli bir YBÜ yatışı gerekir. Ek olarak, YBÜ’de uzamış yatış, hastaneyle ilişkili yüksek morbidite ve mortalite oranları ve uzun vadeli olumsuz sonuçlar ile ilişkilidir3-7. Yoğun bakımda uzun süre kalan kritik hastalar tipik olarak normalden daha fazla zamana ve tıbbi kaynağa ihtiyaç duyarlar4. Uzamış YBÜ yatışlarıyla ilişkili tıbbi bakım için ayrılan yüksek maliyetlere rağmen kabul edilebilir ölüm oranlarına ve yaşam kalitesine ulaşmak imkansız olabilir8-10.
Uzamış yoğun bakımda yatış süresinin kesin tanımı literatürde farklılık göstermektedir. Çünkü bazı çalışmalarda >7, 14, 21, 29 veya 30 gün gibi farklı yatış limitleri kullanılmıştır11-18. APACHE-II skoru, SOFA skoru, mekanik ventilasyon ihtiyacı, vazopresör ihtiyacı ve çoklu organ yetmezliği YBÜ’de yatış süresinin uzamasına etki eden faktörler olarak tanımlanmıştır15,18-20.
Bu çalışmada 30 gün veya daha fazla süre YBÜ’de tedavi edilen hastaların klinik özelliklerini ve yatış sürelerinin uzamasına etki eden faktörleri belirlemeyi amaçladık.
GEREÇ VE YÖNTEM
Bu çalışmanın etik onayı Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu’ndan alınmıştır (protokol no: 2022.191.10.15, tarih: 25.10.2022).
Hastanemizde anesteziyoloji ve reanimasyon bölümü tarafından kontrol edilen iki adet 11 yataklı üçüncü basamak YBÜ bulunmaktadır. Bu YBÜ’ler, cerrahi ve cerrahi olmayan hastaları kabul etmektedir ve günün her saati anestezi uzmanları bulunmaktadır. Ayrıca dahiliye, kardiyoloji, kalp-damar cerrahisi, nöroloji, çocuk hastalıkları gibi diğer bölümler tarafından kontrol edilen başka YBÜ’ler de bulunmaktadır.
Yerel etik kuruldan onay alındıktan sonra altı yıllık retrospektif bir çalışma yapıldı. Mayıs 2017’den Eylül 2022’ye kadar ameliyathane, servisler, acil servisler ve çevre merkez hastanelerinden hasta kabul eden 11 yataklı üçüncü basamak YBÜ’de izlenen 2811 hastanın taramaları yapıldı ve verileri toplandı.
Hastane veri sistemi retrospektif olarak tarandı ve Mayıs 2017 ile Eylül 2022 tarihleri arasında yoğun bakımda 30 gün ve üzeri yatan 89 hasta tespit edildi. Ayrıca 7-30 gün yoğun bakımda kalan 89 hastanın dosyaları rastgele taranarak hastane veri sisteminden seçildi. Başka bir deyişle, bu çalışmaya iki gruba ayrılan 178 hasta dahil edildi: yoğun bakımda yatış süresi <30 gün olan Grup 1 ve yoğun bakımda yatış süresi ≥30 gün olan Grup 2. Tüm veriler YBÜ yönetim kayıt defterinden, hastane elektronik hasta veri sisteminden ve hasta dosyalarından elde edildi.
Bu çalışma, Helsinki Bildirgesi’nde belirtilen etik ilkelere ve iyi klinik uygulama kılavuzlarına göre yürütüldü.
İstatistiksel Analiz
Verilerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, medyan, minimum, maksimum, sıklık ve oran değerleri kullanıldı. Değişkenlerin dağılımını ölçmek için Kolmogorov-Smirnov testi kullanıldı. Nicel bağımsız verileri analiz etmek için bağımsız örneklem t-testi ve Mann-Whitney U testi kullanıldı. Niteliksel bağımsız verilerin analizinde ki-kare testi, ki-kare test koşulları sağlanmadığında Fisher testi kullanıldı. İstatistiksel analiz Statistical Package for the Social Sciences 28.0 yazılımı kullanılarak yapıldı.
BULGULAR
Hastaların ortanca yaşı 66 yıl, ortalama yaşı 64,8±15,8 yıl idi. Hastaların %38,8’i kadın, %61,2’si erkekti. Grup 1’in yaş ortalaması 65,6 yıl iken Grup 2’nin yaş ortalaması 64 yıl idi. Grup 1’de 33 kadın (%37,1) ve 56 erkek (%62,9), Grup 2’de 36 kadın (%40,4), 53 erkek (%59,6) hasta vardı (Tablo 1). Hastaların yaş ve cinsiyet dağılımları iki grup arasında istatistiksel olarak farklı değildi (p=0,355; p=0,758) (Tablo 1). Yoğun bakım yatış süresi <30 gün ve ≥30 gün olan hastaların sırasıyla yaklaşık %37,1’i ve %41,6’sı acil servisten kabul edilmişti. Dış hastanelerden kabul edilen hastalar ikinci en yüksek popülasyonu oluşturuyordu. Her iki grubun başvuru tanıları sırasıyla solunum yetmezliği, KPR ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı idi. Üç ana başvuru kaynağı ve başvuru tanıları açısından gruplar arasında farklılık görülmedi (p>0,05).
Hastaların %28,1’ine (n=50) yoğun bakımda kaldıkları süre boyunca trakeostomi uygulandı (Tablo 1). Ayrıca oral beslenemeyen veya uzun süre tüple beslenmesi gerektiği öngörülen hastalara perkütan endoskopik gastrostomi (PEG) uygulandı. Hastaların yaklaşık %11,8’ine (n=21) PEG işlemi uygulandı (Tablo 1). Ayrıca hastaların %32’si (n=57) vazopresöre ihtiyaç duydu, %92,7’si (n=165) yatışta mekanik ventilasyon kullandı ve %28,1’i (n=50) ameliyat sonrası yoğun bakıma kabul edildi (Tablo 1).
Grup 2’de, Grup 1’den (Tablo 1) anlamlı derecede daha yüksek trakeostomi oranı (p<0,05) görüldü. Grup 2’de, Grup 1’e göre, trakeostomi açılış günü anlamlı olarak daha uzundu ve trakeostomi açılmasından taburcu olana kadar geçen gün sayısı (p<0,05) daha fazlaydı. PEG oranı Grup 2’de Grup 1’den anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05) (Tablo 1). Her iki grupta da PEG’nin açıldığı gün ve PEG’nin açılmasından YBÜ’den taburcu olana kadar geçen gün sayısı açısından anlamlı fark yoktu (p>0,05; Tablo 1).
Grup 2’de başvuru anında inotropik ilaçlara olan ihtiyaç Grup 1’e göre (p<0,05) önemli ölçüde daha düşüktü (Tablo 1). Ayrıca Grup 2’de Grup 1’e göre oldukça uzun inotrop alım süresi (p<0,05) izlendi. Mekanik ventilasyon desteği alma oranı her iki grup arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Grup 1 ile kıyaslandığında, Grup 2’de mekanik ventilasyon süresi anlamlı ölçüde daha uzundu (p<0,05). Ayrıca Grup 2’de Grup 1’den anlamlı derecede daha yüksek miktarda ES ve TDP transfüzyonu (p<0,05) bulundu. Postoperatif yatış ve diyaliz öyküsü oranları açısından her iki grup arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05) (Tablo 1).
APACHE-II’nin mortalite oranını öngörme puanları, gruplar arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Ölüm oranı Grup 1’de, Grup 2’ye göre anlamlı derecede daha yüksekti (Tablo 2) (p<0,05).
Başvuru anındaki sodyum, potasyum, klorür, magnezyum, kan üre nitrojeni, kreatinin, alanin aminotransferaz, aspartat aminotransferaz, laktat ve C-reaktif protein değerleri gruplar arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05) (Tablo 3). Kalsiyum ve albumin değerlerinin Grup 2’de, Grup 1’den anlamlı ölçüde daha yüksek olduğu bulundu (Tablo 3) (p<0,05).
TARTIŞMA
Gelişmiş yaşam desteği, mekanik ventilasyon ve organ destek sistemleri, kritik durumdaki hastaların yoğun bakımda yatış sürelerini uzatmaktadır21. Bu altı yıllık retrospektif çalışma, uzun süreli YBÜ yatışlarına etki eden predispozan faktörleri belirlemeyi amaçladı. Literatür araştırması yaptıktan sonra maksimum yatış sınırını 30 gün olarak seçtik. Uzamış YBÜ yatışlarının temel laboratuvar parametrelerinden, kabul sırasında vazopresör ve mekanik ventilasyon ihtiyacından, trakeostomi ve PEG ihtiyacından ve trakeostomi açılış günü, trakeostomi günü sayısı, PEG açılış günü, PEG açıldıktan sonraki gün sayısı, transfüze edilen eritrosit ve taze donmuş plazma üniteleri ve yoğun bakımda renal replasman tedavisi gibi ilgili verilerden etkilenip etkilenmediğini belirlemek için hastane veri sistemini araştırdık.
Literatürde yoğun bakımda uzamış yatış tanımı 7, 14, 30 ve 90 gün arasında değişmektedir. Örneğin; Miniksar ve Keten22 retrospektif bir analiz yapmış ve hastaların %3,11’inin 90 günden fazla yoğun bakımda kaldığını saptamışlardır. Alkali ve ark.20 uzamış YBÜ yatışları için 14 günlük bir maksimum sınır belirlemiş ve yatan 994 hastadan 401’inin (%40,34) uzamış yatış süresine sahip olduğunu bulmuşlardır. Başka bir çalışmada 3257 hastanın %6’sının yoğun bakımda 14 gün ve üzeri kaldığı saptanmıştır23. Yoğun bakımda uzamış yatış sürelerini 30 gün ve üzeri olarak sınırlayan ve bu sürelerde hastaların sırasıyla %1,6 ve %4,92’sinin yoğun bakımda kaldığını saptayan araştırmalar da vardır24,25. Bu çalışmada 2811 hastanın 89’unun (%3,16) yoğun bakımda 30 günden fazla kaldığını tespit ettik.
Bu çalışmada hastaların yaş ve cinsiyet dağılımları iki grup arasında istatistiksel olarak farklı değildi. Çevik ve Geyik17 retrospektif bir çalışma yapmışlar ve YBÜ’de yatış süresi 30 günden az ve fazla olan iki grubun karşılaştırılmasında yaş açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu ancak cinsiyet açısından fark olmadığını bildirmişlerdir. Başka bir retrospektif çalışmada, yoğun bakımda 14 günden fazla yatış süresi olan gruplar arasında ortalama yaş açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bildirilmiş ancak Arabi ve ark.19 YBÜ’de 7 günden az ve fazla kalan hasta grupları arasında ortalama yaş ve cinsiyet açısından anlamlı bir fark olmadığını bulmuşlardır21.
Uzamış mekanik ventilasyon gereksinimleri ve ventilasyondan ayırmadaki başarısızlık, trakeostomi için başlıca endikasyonlardır26. Birkaç çalışmada, trakeostomize hastaların yoğun bakımda daha uzun süre kalması gerektiği bildirilmiştir17,19,22,27. Bu çalışma aynı zamanda trakeostomize hastaların YBÜ’de nispeten uzun süre kaldığını da göstermiştir. Yoğun bakım sırasında hava yolunu yönetirken erken veya geç trakeostomi zamanı düşünülebilir. Yoğun bakımda 30 günden az kalan hastalarda ortalama trakeostomi açılma süresi 6,3±6,8 gün iken, yoğun bakımda 30 günden fazla kalan hastalarda ortalama trakeostomi açılma süresi 22,3±14,9 gündü. Otuz günden fazla yoğun bakımda kalan hastaların trakeostomi açılış günlerinin oldukça uzun olması yoğun bakımda kalma süresinin uzamasına katkıda bulunmuş olabilir.
Başka bir bakış açısından, yatış süreleri uzadıkça daha fazla hastaya trakeostomi önerildi. YBÜ’de ≥30 gün yatış süresi olan grubun trakeostomiden taburcu olmasına (başka bir birime nakil veya ölüm) kadar geçen gün sayısı nispeten yüksek olsa da, hastanın hayatta kalması veya YBÜ’de yatış ihtiyacının olmaması birkaç parametreye bağlıdır. Miniksar ve Keten22 trakeostomize hastaların çok daha uzun YBÜ yatış süreleri olduğunu iddia etmişlerdir. Benzer şekilde Çevik ve Geyik17 trakeostomi işlemlerinin uzamış YBÜ yatış süresi ve mortaliteyi öngördüğünü bildirmişlerdir. Bu çalışmada, trakeostominin uzamış YBÜ’de yatış süresinin veya mortalitenin bir göstergesi olduğuna dair bir veri bulamadık.
Malnütrisyon riskleri, nozokomiyal enfeksiyonlar ve çoklu organ yetmezliği zaten uzamış hastane yatışı olan hastaların yoğun bakımda yatış sürelerini uzatan komplikasyonlardır28. PEG genellikle yetersiz oral alım nedeniyle uzun süreli enteral beslenmeye ihtiyaç duyan hastalarda kullanılır. PEG tüpleri beslenme için çok daha rahattır ve nazogastrik tüplere göre daha etkili beslenme sağlarlar29. Bu çalışmada yoğun bakımda 30 günden fazla kalan hastalarda, 30 günden az kalanlara göre daha sık PEG işlemi uygulandı. Bunun, yoğun bakımda uzun süre kalması beklenen ve yetersiz oral alım nedeniyle uzun süreli enteral beslenmeye ihtiyaç duyan hastalarda PEG prosedürünün endike olmasından kaynaklandığına inanıyoruz.
Hipotansiyonu veya septik şoku olan hastalarda yeterli organ perfüzyonunu sağlamak için başvuru sırasında normotansiyon için vazopresörler veya inotroplar gerekir. Şiddetli hipotansiyon veya septik şok artmış mortalite ile ilişkilidir30. Önceki çalışmalar, inotrop veya vazopresör gerektiren hastaların YBÜ yatış sürelerinin uzadığını göstermiştir17,19. Aksine, YBÜ’de <30 gün yatış süresi olan hastaların, YBÜ’de ≥30 gün yatış süresi olanlara göre bu ilaçlara daha fazla ihtiyaç duyduğunu bulduk. Bu bulgu, başvuru sırasında vazopresör veya inotroplara ihtiyaç duyan hastaların hayatta kalma oranlarının azalmasından kaynaklanıyor olabilir.
Hastaların çoğu kabul sırasında veya yoğun bakım sırasında mekanik ventilasyona ihtiyaç duyar31. Zampieri ve ark.15 yoğun bakımda mekanik ventilasyona ihtiyaç duyan hastaların 14 günden fazla yoğun bakımda kalması gerektiğini ortaya koymuşlardır. Literatürdeki diğer çalışmalar, mekanik ventilasyon ihtiyacının yoğun bakımda yatış süresini uzatmada etkili olduğunu göstermiştir19,32. Bu çalışmada hastaların %92,7’si yoğun bakımda ne kadar kaldıklarına bakılmaksızın mekanik ventilasyona ihtiyaç duymuştur ve her iki grup arasında mekanik ventilasyon gereksinimlerinde anlamlı bir fark yoktu. Mekanik ventilasyon süresi önemli bir parametredir ve bu süre uzadıkça ventilatöre bağlı pnömoni ve barotravma gibi mekanik ventilasyonla ilişkili komplikasyonlar ortaya çıkar33. Bu çalışmada 30 günden fazla yoğun bakımda kalan hastaların mekanik ventilasyon günleri daha uzundu. Bu durum hastanın mekanik ventilasyon gün sayısındaki artışın ek komplikasyonlara yol açması ve hasta taburculuğunu zorlaştırması ile açıklanabilir.
Kan transfüzyonları artmış morbidite, artmış mortalite ve uzamış YBÜ yatışları, artan mekanik ventilasyon gereksinimleri ve hatta çoklu organ yetmezliği gibi komplikasyonlarla ilişkilidir. Sağlık bakım maliyetleri arttığı ve yeterli yatak olmadığı için yoğun bakıma ihtiyacı olan hastalar bu hizmete erişememektedir21,34,35. Tobi ve Amadasun36, Halawi ve ark.37 ve Lipschitz38 uzamış yoğun bakımda yatışın, kan transfüzyonları için predispozan bir faktör olduğunu bildirmişlerdir. Benzer şekilde, bu çalışmada, uzamış YBÜ yatışları olan hastalar, YBÜ yatış süresi 30 günden az olan hastalara göre anlamlı derecede daha fazla transfüzyon almışlardır.
Bu çalışmada, iki grup arasında ameliyat sonrası yatış, renal replasman tedavisi, APACHE-II skorları veya öngörülen mortalite oranlarında anlamlı bir fark yoktu. Çok merkezli retrospektif bir Japon kohort çalışmasında, kısa süreli yoğun bakımda kalanlarla kıyaslandığında (APACHE-II skoru: 13), yoğun bakımda uzun süre kalan hastaların APACHE-II skoru 23 olarak, anlamlı derecede daha yüksekti39. Çeşitli araştırmalarda ayrıca yüksek APACHE-II skorları ile uzamış yoğun bakımda yatış süreleri arasında bir ilişki bulunmuştur18,40,41. Ancak Kıray ve ark.21 YBÜ’de uzamış ve kısa süreli yatan hastalar arasında APACHE-II skorları açısından fark gözlemlememişlerdir. Cabrera ve ark.25 ameliyat için kabul edilen hastaların yatış sürelerinin uzadığını bildirirken, Toptas ve ark.42 cerrahi başvurusu olmayan hastalarda artmış yoğun bakımda yatış sürelerinin olduğunu belirtmişlerdir. Çevik ve ark.17 renal replasman tedavisinin yatış süresini etkilemediğini belirtmişler, ancak Santana Cabrera ve ark.25 uzun süre renal replasman tedavisi alan hastaların yoğun bakımda daha uzun yattığını belirlemişlerdir. Literatüre göre renal replasman tedavisi, akut böbrek yetmezliği ile ilişkili akut komplikasyonları önlediğinden yoğun bakımda yatış süresini uzatabilir43,44.
İki grup arasında APACHE-II skorlarında fark olmadığını bulmamıza rağmen, yoğun bakımda uzun süre kalan grubun mortalite oranı, yoğun bakımda kısa süre kalan gruba göre anlamlı derecede daha yüksekti. Bu sonuç, yüksek doz vazopresörlere ihtiyaç duyan ve konvansiyonel tedavilere yanıt vermeyen kritik hastaların uzun süre yaşayamayacağı ve bu nedenle YBÜ’de 30 günden daha az kalabileceği düşüncesi gibi çeşitli faktörlere bağlı olabilir. Ancak başvuru sırasında hastanın durumu oldukça stabil olsa bile, ventilasyondan ayrılmada başarısızlık, uzamış mekanik ventilasyon ihtiyacı, hasta yakınlarının trakeostomi ve PEG gibi işlemler için onay verme konusundaki isteksizliği, trakeostomize hastaların ev tipi ventilatörleriyle eve nakledilmesi konusundaki isteksizlik ve hastayı taburcu etmek için servis ve palyatif yatakların bulunmaması gibi diğer faktörler, hastayı nozokomiyal enfeksiyonlar, ventilatörle ilişkili pnömoni ve artmış mortalite gibi diğer komplikasyonlara karşı savunmasız hale getirebilir. Literatürde de bu konuda benzer görüşler vardır15.
Elektrolit dengesizliği kritik hastalarda yatışta sık görülen bir sorundur45. Bu çalışmada başvuru anındaki elektrolit, renal ve hepatik parametrelerin araştırılmasına rağmen temel laboratuvar parametreleri ile uzamış YBÜ yatış süresi arasında, kalsiyum ve albümin düzeyleri dışında, bir ilişki bulunamadı. Bunun nedeni, kalsiyum ve albümin seviyeleri arttıkça yoğun bakımda yatış süresinin artmasıdır. Toptas ve ark.42 hastaların üre, kreatinin ve sodyum seviyeleri arttıkça yoğun bakımda yatış sürelerinin de arttığını göstermişlerdir. Ayrıca Miniksar ve Keten’de22 de hipomagnezeminin uzamış YBÜ yatış süresi ile anlamlı şekilde ilişkili olduğunu bildirmişlerdir.
Çalışmanın Kısıtlılıkları
Tek merkezli bu çalışmada olgu sayımız literatürdeki benzer çalışmalara göre düşüktü. Geçmişten günümüze çeşitli skorlama sistemlerindeki eksiklikler ve bunların hastane bilgi sistemindeki kayıtları çalışmamızın kısıtlayıcı adımlarından biri olmuştur.
SONUÇ
Bu altı yıllık retrospektif çalışmada, uzamış yoğun bakımda yatış süresini öngören faktörleri belirlemeyi amaçladık. Yoğun bakımda 30 günden fazla kalan hastalarda ölüm oranının nispeten yüksek olduğunu keşfettik. Ayrıca çalışmamızda trakeostomi ve PEG işlemlerinin yoğun bakımda yatış süresinin uzamasıyla ilişkili olduğu saptandı. Vazopresör ihtiyacının olmayışı da uzamış YBÜ yatışlarıyla ilişkili bulundu. Uzamış yoğun bakım yatışlarına birden çok faktör neden olmaktadır. Yoğun bakım yataklarından en iyi şekilde yararlanmak ve mortalite artışına ve olumsuz finansal sonuçlara neden olan uzamış yoğun bakım yatışlarını önlemek için palyatif bakım üniteleri ve evde bakım olanaklarının sıklıkla kullanılması gerekmektedir.